ayşegül istanbul'da
Cuma
26 nisan perşembe
Yolum yine İstanbul’a düştü. Bu kez üstelik 9 tane süper günüm var. Bu günlerin 5’i çalışarak geçicek, bilişim güvenliği bişiyi bişiyinde meslektaşlara seslenilecek, biraz ukalalık yapılacak, çokca vıdı vıdı edilecek, sektörden birkaç dostla ayrıca hasret giderilecek, bir kaç iş yemeği yenilecek falan...
Peki işten arta kalan o şahane zamanlarda ne olucak?
Olmaya başladı bile..
Anlatıyorum: anlatırken kızkulesini gören otel odamın penceresi önünde ferid feryad dinleyerek, diet kolamı yudumluyorum ve -hay benim eşşek kafama!- sigaramı tüttürüyorum... (tamam tamam biliyorum bu duruma el koyulacak, yükselen dahil tam teşekküllü bir oğlak burcu olarak inat edilecekler kapsamına alınıp zatı şahanelerinden kurtulunacak!)
Biz konumuza geri dönelim:
Şu bilgi güvenliği şenliğinin ilk gününden (aslında kongre ama böyle kulağa daha hoş gelmiyo mu?) çıkıp kendimi otele attım ve çabucak döpiyesli, rimelli ve inci küpeli halimden kurtuldum, kotumu, siyah tisörtümü, sırt çantamı geçiriverdim üstüme ve vurdum kendimi istiklal caddesine..
Yürürken müzik dinleme alışkanlığımı burda bir kenara bırakıyorum çünkü sadece burada sağlı sollu müzik dükkanları ve kitapçılardan bir de sokak çalgıcılarından gelen sesleri dinlemeyi seviyorum..
Sağ taraftan ezginin günlüğü çarpıyor kulağıma, mest oluyorum.. bir kaç adım sonra bu kez soldan bir tango..
Beyoğlu yine yaşıyor, çığlık çığlık hem de...
Tam sokağın ortasında kirloş bir köpüş yatıyor boylu boyunca, hasta sanıyor, endişeyle yanına yaklaşıyor, boynunu okşuyorum. Yok, hasta değil sadece miskinlik yapıyor, şımarık! J istiklalin keyfini çıkarıyor.. beni izlemekte olan birkaç kız cocuğundan sarı uzun saçlı olanı yanıma yaklaşıyor, elini alıp, köpüşün başına koyuyorum, sevmesi için yüreklendiriyorum.. sevmek yürek ister ne de olsa di mi... sarışın küçük kız artık korkmuyor.. üçümüz de mutluyuz.. onları orada bırakıyor ve yoluma devam ediyorum...
Biraz ötede, köşede elinde bir demet papatya ile sevgilisini bekleyen bir adam farkediyorum. Adama değil ama papatyalara bakakalıyorum. Öylesine bakakalıyorum ki adam çiçek demetinin içinden bir papatya dalı çekip bana uzatıyor. Gülüyorum.. “burda herkes biraz deli benim gibi” diye geçiriyorum içimden.. papatyayı alıp teşekkür ediyorum ve ekliyorum giderken: “yengeye selam J”..
Gördüğüm her sokak çalgıcısına cebimde ne var ne yok hepsini vere vere yürümeye devam ediyorum. Bayılıyorum hepsine. Pekala onlardan birisi olabilirdim ben de.. evet, ciddiyim böyle yaşayabilirdim. Mesela mızıka çalabilirdim bu caddede.. aklıma atilla ilhan geliyor.. söyle mısraları vardı sanki: “boynuna yeşil fuları asma cocuk.. sokaklarda mızıka çalma.. vurulursun”.. böyle miydi ki? Tam hatırlayamıyorum..
Fikir uçuşması oluyorum yine.. beyoğlu çikolatacısı nerde?
Buluyorum. Her zaman ki gibi tekli bir bademli alıyorum. Isıra ısıra yoluma devam ediyorum. Mutluluk hormonlarım kol kola girmiş halay çekiyorlar bünyede..
sağımdan solumdan yaklaşıp elimi kolumu çekiştiren sokak anketörlerine kırık bir türkçeyle “istanbul çok güzel, sultan ahmet köftesi güzel, yine gelicek ben!, OLAA!” diyerek şaşkın bir ispanyol turist havası veriyorum kendime..
yanım sıra bir müddettir yürüyen uzun saçlı bir cocuk usulca biraz daha yaklaşıp çikolatamdan istiyor. Pek sevimli.. yo, yo! Çikolata aşkına! Eni konu feci yakışıklı yahu!!..”olmaz” diyorum. “bu konuyu konuşalım..” diyor. “ı,ıh.. cok mesgulum..” diyorum.. “hayır değilsin, aylak aylak geziyorsun..” diye ısrar ediyor. Açıklıyorum; “çok meşgulum işte, söylediğin gibi aylak aylak geziyor, harıl harıl düşünüyorum.. görüyorsun ya bir dakika boş vaktim yok!” gülümsüyor, yolumdan çekiliyor..
birkaç adım sonra galatasaray lisesinin heybetli kapısının önünde duruyorum, kendime birini bekliyor süsü veriyorum. Amacım başka bir talibi çıkmadan kalan çikolatamı tek seferde mideye indirmek.. etrafa bakınıyorum, süpheli bir paket huzursuzluğunda gözlerim.. hoopp.. çikolata midemde, güvencede..
sonra bir U dönüşü.. planım en sevdiğim mekanda günün ilk türk kahvesini içip biraz soluklanmak..
kafam yukarılarda bakına bakına, salına salına, her defasında caddedeki bizanstan kalma yapılara bir kez bir kez daha hayran kala kala yürüyorum.. evet, işte orda.. buluyorum.. mona lisa.. çiçek pasajının yanında, 2. katta.. tatlı bir su yeşili boyalı duvarları, bordo işlemeli tahta tavanı ve pencerelerinde kırmızı sakızları var, nerdeyse 300 yaşında.. en kırmızı çiçekli penceresinin önündeki tahta masaya oturuyor, şekersiz, bol köpüklü kahvemi söylüyorum..
kahvemi bitirip, sol elimle tabağa ters çevirip koyuyorum, kendi etrafında şöyle bir çeviriyorum, bir de dilek tutuyorum.. kahve içince ayşin abla falına bakıyor, burda işin raconu böyle..
beni seviyor ayşin abla, geçen geldiğimde uğrayamadığımı ağzımdan kaçırınca biraz mızırdanıyor, bi parça şebeklik yapıyorum, gönlünü alıyorum..
fincanı açıyor.. sus oluyor, pus oluyor.. “eee? Diyorum.. ne haltlar karıştırmışım yine, ehehheehee!”..
“şeffaf ve o kadar geçirgensin ki.. yapma artık, herkesin duvarları var.. seninse ince bir örtün bile yok.. kendi duvarını örmelisin” diyor..
“yapamam..” diyorum.. “inşaat işçisi miyim ki ben. İki tuğlayı kafamı kırmadan yanyana bile koyamam.. bunun bir de kumu, var, harcı var, boyası var.. di mi ama? Süslü püslü işlemesi var.. ki dışardan bakıldığında acaba içi nasıl diye merak edilsin..” ..”ı,ıh! Mümkün değil. Beceriksizim ben. Daha önemlisi vaktim yok kumla, çakılla, kazma kürekle uğraşmaya...”
“hem bir bilir kişiye sordum bu defa.. ne yapmalıyım diye, cevap bulamadım, yokmuş söyleyecek bir cümlesi..” dedim...
ve ekledim: “ayrıca bir sır vereyim mi?” dedim.. “kimsenin vakti yok aslında.. herkes kendini ölümsüz sanıyor.. yanılgı burda başlıyor..”
“duvar işçiliğine ayırdığı mesaiyi balıklama atladığı okyanusa karışmak için geçirmeli insan..”..”insan doğası da budur aslında.. beynimizin %75’i su, ruhumuz ise okyanusun ta kendisi yahuuu!!”
“yok şekerim, bana göre değil, derdim gücüm deniz benim. Dalgalı ya da durgun, çağlayan ya da damlayan, yatağını bulan ya da bulamayan ama en nihayetinde hep okyanusa karışan.. deniz....”
ayşin abla, kalkıyor yanımdan. Onun da kafasını yedim, yanağıma bir öpücük konduruyor ve cık cıklayarak, kafasını sallayarak bir başka masada bir başka hayata hayatı anlatmak üzere gidiyor..
ve..
babam geliyor aklıma.. adımı dahi söylemeyi beceremzken daha, yakıcı bir ağustos öğleninde dalyan kıyılarında demirli bir tekneden beni tutup akdenize attığı günü hatırlıyorum.. ateş gibi parlayan gözlerini bir de...
“hadi!” demişti..”öğrettiğim gibi.. kulaç at! Hadi!!”
beceriksiz ve ürkek, sağ kolumu sudan çıkartıp öne doğru atılmıştım. Karın içeri.. su birazdan beni kaldıracak.. şimdi... sırada bacaklar var.. çırpmalıyım.. evet... sonra sol kol havaya, gergin, suya daldır, çek kendine doğru suyu.. bacaklar devam.. tekrar sağ kulaç... ve sol yeniden...
işte, oldu.. yüzüyordum!!!
Babam da atlamıştı denize.. akdenize.. yanıma.. tutup havaya kaldırmıştı beni...
“benim kızım işte!! Bak, becerebiliyorsun.. hadi , şimdi.. yüz yüzebildiğin kadar...”
YÜZEBİLİYORDUM...
YÜZÜYORUM!!!
Hava kararmaya yakın kalktım mona lisadan, günü cok uzatmamak gerekiyor.. yarın kendi konuşmam var.. ayrıca ayçamla o ağacın altında şahane bir randevum var.. duş, kuaför, beyaz gömleğin ütü servisine verilmesi hadisesi var...
Sağsalim, çantayı, telefonu hınzır bir yankesiciye, kalbi de şu uzun saçlı brad pitin beyoğlu subesine kaptırmadan otele dönüyorum...
ek notlar:
Haşlak mısır nefisti, süt süt kokuyodu.. (turşu suyu’na)
Lavanta satan teyzeden lavantalar aldım..misss! (misss’e)
Üzerinde çilekler olan beyaz bir tişört gördüm.. (BibiS’e)
Şeker mi şeker bir deliye döner ekmek ısmarladım. (eyferu’ya)
Elime dövme yapmak için hint kınası aldım.. (felsefeci’ye)
Londra-Picadilli meydanındaymışım gibi hissettim bi ara.. (lodoscu’ya)
Sarışın küçük kız çok şekerdi.. (ciwciw’e)
Binlerce insan.binlerce ses...evet..ama.. (caroline’e)
Anlatmak istediğinde.. burdayım arkadaşım..(anvil’e)
Bu yazıyı yazdım.. (ipek’e)
J Sevgiler J (unuttuğum herkese!!!!)
Konu: şekerciiim
güllerin ayşesi,
hani dün sobelemişlerdi seni ve ben de bu gün sağdan üçüncü olaraktan cevaplar yazacaktımdı, ne olduydu ki, niye çektin yazını, neden çattın kaşlarını....
nostalji yapıp yine koymuşsun istanbul hatıralarını (gerçi 5 gün olmuş ama)..
sevgilerle kal, direnişin daim olsun...
****
sojo says:
canım, bak koydum yazıyı yine yerine..
bugün yaşadıklarımla güncellenmiş haliyle :)
Düzenleyen 0sojourney0 gün: Tuesday saat: 19:03
Bağlantı »
Konu: *
tanıdık mı bu ?
evet evet tanıdık...
****
hı, hı...
Düzenleyen 0sojourney0 gün: Monday saat: 17:28
Bağlantı »
Konu: düş
..
bende diyorum İstanbul daha bir güzel esiyor..nedendir dedim..meğer esen senmişsin..estin geçtin demeyeceğim daha..en az 7 gün daha fırtınalar koparacaksın buralarda..
..
mayıs sonunda da bir konuşma toplantısı falan ayarlasanda..3.buluşma şeysimize de uğrasan diyorum..
..
gönlünce kal
*****
sojo says:
ipekciiiimmmm :)
sana düşemedim birkaç gündür, tahmin ettiğin gibi fırtınalar durumu :))
iş güç cabası tabii.. bir de ÇAĞLIYORDUK, tahmin edersin, hala gelebilmiş değiliz kendimize.. muzur bir sırıtış suratımda, kulaklarıma temas halinde hala :)
mayısın son haftasında iş sebeiyle yine istanbul da olacagım (amma gezginim yavv!), kesinlikle kacırmam buluşma seysini, haber et yeter :))
sevgiler...
Düzenleyen 0sojourney0 gün: Monday saat: 15:32
Bağlantı »
Konu: ***
canım ben geldim sen nerelerdesin ösledim seni bu arada sobe tatlım sorular blogumda :)))
*****
sojo says:
tatlım, buralardayım, kudurmaktan bakamadım bloga pek.
baktım bloguna, sobeleme yazısını yazacagım en kısa zamanda :)))hem bizim ekipten de sobeleriz birilerini :)
operim!
Düzenleyen 0sojourney0 gün: Monday saat: 15:24
Bağlantı »
Konu: Esselam...
J...Harika olmuş nasıl anlatmalı şuanki hislerimi bilemiyorum...
Allah'ım! Birkaç ayrıntı dışında sanki benim İstiklal de geçirdiğim zamanların nabzını tutmuşsun. O kadar da sıcak ki... Geçen sene Unkapanında oturuyordum ve nerdeyse hergün Unkapanında İstiklal'e yürür sonra da gecenin bir vakti meczup bir ressam/şair dostumla eve dönerdim. Eylül de inşeallah dünyanın öbür ucundan az da olsa döneceğim...
Aileme geldiğimi haber vermden şöyle bir ay İstanbul2u benim delicanlarımla soluyacağım. Sonra da bir ay kadar ailemle... Seninle karşılaşırız belki... Ya çikolatandan isterim, ya papatyayla köşede seni beklerim içinden bir tanesini kendime bırakıp hepsini sana veiririm:P Bir de Tarık Zafer Tuanaya da 2 liraya süper filimler ve seminerler... Yere çöreklenmiş bir Şantur sanatçısının yanına oturup mendil açmış da olabilirim. Ya da fakirin ve amaların halinden anlamak içn yine gözlerimi bantlayıp Sultan Ahmet'de selpak satarken benden selpak alırsın:)
Ah bir de Yedikuledeki sekizinci kulemde sefa sürmek vardı şimdi... Burda her köşeden İstanbul çıkacak gibi hissediyorum... Şizofren olmadan dönmem lazım, İstanbul'u görmem lazım...
İstanbulda insan insanı az bulur çok kaybeder... Bazen de canın acıya dahi tiryaki olduğu yerdir... Biz bulup kaybetmeyenlerden ola-lım... Tüm samimi dualarım ve sevgiyle... Selam ile...
...
Tursu suyunun dediği gibi tam bir klip olur.. Aklıma Ogün Şanlısoy'un Hadi Beni Güldür biraz şarkısı ve klibi geldi nedense...
*****
sojo says:
üstat! (bak israrla ustat diyorum sana :)) nasılsın acaba?
acaba hangi cografyadasın merak ediyorum, ülkede degilsin anladıgım kadarıyla,
özlem cok olmalı, ben yurtdısındaki 5. gunumden sonra başlıyorum mızırdanmaya..
selamlar, sevgiler burdan taaaa oralara!
ek not: papatyaları kabul edilmis biliniz :)) cikolata dersen, senin icin ayrıca bi tane fıstıklı alıp (bademlilerin hepsi benim :)) hazır edicem, soz:))
ek not2: tursu suyunun "ironik duyumsamalar" ını okudun mu? ZARAR YAHU!!! ZARAR!!
Düzenleyen 0sojourney0 gün: Monday saat: 15:34
Bağlantı »
Konu: ½
teşekkür ederim. yanımda olduğun için...
Ve bende yeni fark ettim sevmek yürek istermiş....
*****
canim ya!
ben senin hep yanında olacagım sen beni kovalayana kadar..
konusacagız daha..
bak hic yapmadıgım is, bi msn yapıcam kendime, donunce ankara ya..
nasıl kullanılıyo bilmem ama, ogrenecegiz arkadasimiz icin!
dikkat kendine!!!
Düzenleyen 0sojourney0 gün: Monday saat: 15:17
Bağlantı »
Konu: AŞKtozu
Dokunma!
Ay yüzümden kayıp gitti
Gecelerime bıraktığın düş yangınlarıyla
Saatlerle hesabım var..
Ütüleyip katladım anıları
Naftalinleyip kaldırdım sandığa
Şimdi
Ne olur dokunma
Sessizce git
Uyuttuğun yüreğim uyanmasın
Geriye pencerelerime bıraktığın
Susuşların kalsın
ispendek...........
*****
sojo says:
aşkımın tozu, uç uç böceeeğiii!!!!!
naaptın yaww!
supermişşşş, sojo gitmeden seni öper, öyle gidermişş!!!!
....
canım benim öpte izi kalsın)))
Düzenleyen asktozu gün: Monday saat: 22:41
Bağlantı »
Konu: vişneli ayça :)
Ya özellikle şuna şu buna bu kısmına,
pek takıldım niyeyse, kıskanç mıyım neyim?
heheh hadi uyan artıkkkkkkkk
Bağlantı »
Konu: vişneyle vişnenin nihayi buluşma günü :)
Beyoğlu'nda bulunduk aynı zamanlarda ama niyeyse biz kendimizi hafta sonu diye bi şartlandırdık ki sorma..!
...l
Aaa hani bana hani banaa? herkes nasibini almış bi ben yokum burda :s
hem sen neredesin bakim bak cmtsi oldu çoktan saat 10.51 uyuyo musun bilmediğimden arayamıyorum da, evi temizledim, pilavın dibi tuttu, bezelyeyi de yaktım, ama olsun içicek şarabımız ve edilcek bi dünya sohbetimiz varrrrr çabuk at kendini denize...!(bavulu bilahare hallederiz).
:)
*****
sojo says:
hehheeeh!! valiz canımı cıkardı yahu..
ayrıca pilav ve bezelye den sınıfta kaldın!! missssim e havale ediyorum seni :)))
ama dostluktan ikimizde bir üst sınıfa pekiyi ile atladık sanırım bitanemm....
ne dersin?
o enfes yanaklarını nasıl mıncırırım belli degil!!!!!
Düzenleyen 0sojourney0 gün: Monday saat: 15:13
Bağlantı »
Konu: :)
Canımmm benim, lavanta kokuyor yazın :)) Eskiden vakkonun önünde bir teyze otururrr lavaaaantaa diye bağırırdı. Yanından geçerken bakarsan ona torbasındaki lavantaya elini daldırıp yukarıdan torbasına geri boşaltırdı.. O koku birden yayılıverirdi etrafa. Ve ben o teyzeden her geçişimde küçük poşetler alır çantamda, sağımda, solumda, dolaplarda çıkardı aldığım lavantalar... Misss gibi kokarlardı. Öyle severim ki lavantayı.. Çok teşekkür ederim canımsınn...
Bu sırada öyle okudumki yazını içim içime sığmadı. istanbul'u özledim... Boğazda açan erguvanları özledim, beyoğlunda gezinmeyi, dost sohbetlerini özledim.
İstanbul'un tadını çıkar bitanem benim içinde :))
Sımmsıcak sevgilerimle...
*****
sojo says:
sevgiler benden :))
haziranin 8. de ordayım, lavantaların valizde simdiden :))
Düzenleyen 0sojourney0 gün: Monday saat: 15:11
Bağlantı »
Konu: :)
Çok özledimm..Aylardır isterim bir türlü gidemem..Ama seni okuduktan sonra bu hasrete son vermek benim için şart oldu...Yarın ben de Beyoğlu'nun sesini dinleyeceğim...
Öyle güzel, öyle tatlı ,öyle hülyalı anlatmışsın ki dayanamaz, Hâkkari'de,Artvin'de ne biliim Adana'da olsaydım bile bi koşu gelip bir kahve içerdim mona lisa'da :)
Sevgilerimle birlikte dolaş İstanbul'umu olur mu?
*****
sojo says:
bir dahaki sefere olagan ustu hal toplantısı yapıcam mona lisa da :)
sensiz olmaz ama..
turk kahveleri benden!!!!
Düzenleyen 0sojourney0 gün: Monday saat: 15:10
Bağlantı »
Konu: şekerimmm:)
sen bitanesin yaa.
iyi eğlenceler,
sevgilerimle
*****
sojo says:
sahane geciyo bitanem ya!!
bir kac konferans, ortaköy, beyoglu, rakı balık sofrası, dostlar, aycanın cilgin kedisi ve aycamin kendisi, bir iki miting ki en unutulmazı hangisi biliyoruz dimiiiii :)))
Düzenleyen 0sojourney0 gün: Monday saat: 15:09
Bağlantı »
Konu: el kadar kız'dan
geç oldu belki ama burdayım.ara sıra uğrarım,arkadaş listemdesin ;)
****
sojo says:
el kadar kızım, catlak kiremitim :)
naber? sevgiler!!!!
Düzenleyen 0sojourney0 gün: Monday saat: 15:06
Bağlantı »
Konu: Mısır'da amcası olan adam için süt mısır ha?
Yazı o kadar sağlam ve dinamik ki, yapacağım yorumla zedelemek istemem.. Şimdi düşünüyorum da bu yaşadıklarından güzel bir klip olur. Artık kimin parçasına tam oturur bilemem. Belki bir yol filminin soundtrack i gibi de düşünülebilir.
****
sojo says:
tom waits'ın carnival'ına ne dersin..
himm, hakkaten sahane olur ya!
sen cekicen klimmmppi ama, cia ajanı kişisi seniii :))) -anladın sen di mi??:)-
Düzenleyen 0sojourney0 gün: Monday saat: 15:05
Bağlantı »
Konu: .....
hint kınasından ben de istiyorum sojooooo :))
tam da elimin üstünü kaplayan bir dövme istiyorummmm....çilekli tişört demişken gdip çileklerime su vereyim unutmadn:)aklıma getirdin...
çok güzel geçiyor günlerin anladığım kadarıyla...
bu gün daha da güzl geçecekk ;))ayçalı bir güüünnn...benim yerime de eğlenin...
sevgiyle kal
*****
sojo says:
tatlım, naber ya? pamuk nasıl oldu?
aycali 2 gun gecti, enfesti.. detayları anlatıcam :)
Düzenleyen 0sojourney0 gün: Monday saat: 15:02
Bağlantı »
Konu: ...
Şeker tadında satırlar, okurken dinlendim, huzur buldum. Gökleri her akşam yanan İstanbul oldum, bir martı oldum bir parça simite can atan, bir fincan kahve oldum, fallarda bakılan. Yalandı söylenenler ama inanılmış gibi yapıldım. Herşey bir küçük tebessüm içindi. Bir anlık huzur, bir yitiğin bulunuşu, bir umudun ışığı gibiydi. Bir içe dönme, bir kendine gelme, bir şarkıya dönme..İşte bu kadar güzeldi herşey.Ve sonunda "şimdi İstanbul da olmak vardı, anasını satıyım" şarkısını söyledim....
*****
sojo says:
ustat; duydum sesini sen sarkını soylerken..
sıcacık, samimi, yumusacık...
Düzenleyen 0sojourney0 gün: Monday saat: 15:01
Bağlantı »
Konu: ***
vay vay canım benim istanbullarada gelirmiş yahu görüşelim bari burdayken...herzaman yanındayım tatlım ;)
****
sojo says:
yavru kus, buralardayım daha bi müddet, fahri istanbulluyum yaneee :)
ben de yanındayım hep, anladın sen :)
Düzenleyen 0sojourney0 gün: Monday saat: 14:58
Bağlantı »