kapılar
Çarşamba
neden aynayla ya da sessizliğiyle konuşur insan..
çünkü artık yorulmuştur da ondan.. ve hesabı kalmamıştır kendisinden başka hiçkimseyle...
çünkü çok sesli cümlelerin sıradanlığı ve telaşlı kalabalığı artık acı vermektedir ve hep anlatmaya çalışmaktan bitkin düşmüştür...
ansızın farketmiştir... bulması gereken kapılar aslında içerdedir, dışarıdakiler sadece ekran korumalarıdır başkalarının iç kapılarının...
o kapılar ki sadece ait oldukları oyunların bezirgan kapılarıdır aslında dahil olmak istemediği...
geçici giriş koridorlarında beklenir aslında el kapılarında hep..
tam içerde olduğuna kendini inandırmak ister insan, demli bir çay söyleyip, söyleşip paylaşmak ister bi türlü pay edilemeyen, hep hesap kitaplarda, çıkartma ve toplamalarda artı sonsuzdan eksi sonsuza elinde kalan ve nereye koyacağını bilemediği yaşama hallerini....
tavanarasında tutsak bir çocuk...
kemikleri güneşsiz kalmaktan büyüyememiş, nemden ve rutubetten bir türlü kuruyamamış gözyaşlarını sürekli aynı gömleğin aynı koluna silen, sol kolunda hep aynı ıslaklığı hisseden büyüyememiş bir çocuktum ben...
korku sefil bir sarsıntıydı tavanarasında ve üç noktalı hallerden arta kalan...
ne zaman bir güneş ışığı girse aralık tahta pencere kaplamalarından ıslak kolumu yaklaştırırdım ışık hüzmesinin ucuşan tozları kırpılmış yıldızlar gibi gösteren yanılsamasına...
yıldız kırpıntılarını cocuk oyunlarımın ve yaşama ait umutlarımın bir parçası yapardım çocuk aklımla..
ne zaman tutsak bir çocuk olmaktan vazgeçsem tavanarasında ve uzatsam başımı merdiven aralığına kötü üvey annenin çığlığıyla ürperirdi içim...
oysa masal prensesleri vardı bilirdim.. oyunlarında hep yakışıklı prensin balosunda dans ederken tül etekleri uçuşan.. gözlerinde zarif bir zafer ışıltısı, ince bileklerinde parıldayan taze kopartılmış bir orkide miss gibi kokan...
bense saklardım ceplerimde kırpılmış yalancı yıldızlarımı...
ve gömleğimin kolu hep ıslaktı...
üşürdüm bu sebepten her mevsim...
kimse anlamadı dans etmeyi bilmediğimi..
çünkü kimseye söylemedim...
aslında taramıştım saçlarımı, yukarıya toplayıp buklelerime gümüş renkli bir toka iliştirmiştim...
bir şal atmıştım omuzuma gül rengi..
cebimdeki yıldız kırpıntılarından bir çift küpe, bir kolye...
aynaya bakmıştım, güzeldim...
usul usul yaklaşmıştım merdiven arasını büyük balo salonuna bağlayan kapıya...
sonra...
birşey oldu.. birşey geldi aklıma...
vazgeçtim...
biliyordum...
bir daha da denemeyecektim....
temmuz 2007
ankara
Konu: iade-i ziyarettir...
merhaba...
yine aynı aracı blogcu nedeniyle benim de aşina olduğum bir yerdir burası... sessiz sessiz gelip yazılanları okuduğum, düşünüp kendimce çıkarımlar yaptığım ve yine sessizce gittiğim bir yer... ama anlaşılan o ki ben de geç kalmışım...
bu defa "denemeye değer" deyip gidiyorum ve "famagusta"dan sevgilerimi bırakıyorum...
Bağlantı »
Konu: iade-i ziyarettir...
merhabalar...
burası yine aynı aracı blogcu nedeniyle benim de aşina olduğum bir yer... sessiz sessiz gelip, okuyup, düşünüp, kendimce çıkarımlar yapıp yine sessizce gittiğim bir yer... ama anlaşılan o ki ben de geç kalmışım...
bu defa "denemeye değer" deyip gidiyor ve "famagusta"dan sevgilerimi bırakıyorum...
Bağlantı »
Konu: çeyiz
deyince sen
kardeşim geldi aklıma
küçükken çenesini kaldırıp
boynunu gösterirdi
hani bi çukur var ya
orası çeyiziymiş işte
:)
çocuk işte
büyüdü şimdi
Bağlantı »
Konu: çok güzel görünüyor
yüreğinize ve kaleminize sağlık
ben aynada duyguyu gördüğünüzü sanıyorum,yoksa böyle yazılamazdı
Bağlantı »
Konu: .
tesadüf işte insanı nerelere götürüyor.
insanın konuşması güzeldir kimle olursa olsun
panik yapmayacaktım ama
Bağlantı »
Konu: düş
..
canım benim
Bağlantı »
Konu: düş/ikikent.com
..
ne..ne oldu yine
..
unuttun mu beni ki
Bağlantı »
Konu: ½
yaşar mı ki bu hanımefendi ?
Bağlantı »
Konu: slm
uzun süredir uğramıyosun sanırım ne kendi bloguna ne bizim şehrimize:)az önce yorumlarından birini gördüm de hasta oldum ben de yorumuna, gelip bi merhaba demek istedim:)umarım iyisindir:)kendine iyi bak sevgiler:)
Bağlantı »
Konu: ***
sen çok uslusun zaten bu arada geçmiş bayramın kutlu olsun ve saol..!
Bağlantı »
Konu: ((-_-))
..
Mutlu ve kutlu bayramlar Sojo..
Poyraz
Bağlantı »
Konu: Bayram
Bayram gelmiş.
Bahsetmek istedim bayramdan.
Bayramla ilgili şeyler demek istiyorum.
Bayramı seviyorum.
Hele her gün olması ne hoş ehi...
Kutlucam ben onu
Bağlantı »
Konu: ....
hayat ne garip..
Bağlantı »
Konu: ...
gelip gidip yokluyorum burayı..
belki
bi ihtimal...
ne bileyim..
öyle işte...
sonra kenarda duran not...
eklesem... ne olur ki diyorum kendime..
aman işte ne bileyim ben bu aralar ne yerde ne gökteyim...
karma karışık eli dolaşık...
ben...
iyilikle cancağzım
iyilikle
Bağlantı »
Konu: düş/ikikent.com
..
aha..hala yok bizim kız
Bağlantı »
Konu: martı
yakışmış gitmeler sana ...ayşe li gül....
Bağlantı »
Konu: gerçekten panikle bastım butona:)
söylenecek o kadar çok şey var ki, en sonunda yazıcak bişi kalmıyo işte hayat da bööle:)en iyisi birbirimizi geçmemiş çocukluklarımızdan tanımaya devam etmek sanırım:)kendine iyi bak
Bağlantı »
Konu: düzeltme
*eskittikçe
Bağlantı »
Konu: neler kaybedilmediki..
ben de kaybettim çocukluğumu tavan arasında..uzanıp boylu boyunca bambaşka dünyalara ve rüyalara akardım..çocuktum ama çoktum..azaldım mı dersin askittikçe zamanı?büyümüşlüğümden kaçsam bulur mu beni tavan arası?
Bağlantı »
Konu: Merhaba
O kadar doğru ki söyledikleriniz fazla bir şey demeye gerek yok...
sevgiyle...
Bağlantı »
Konu: ((-_-))
Güz
İnsanlar dökülüyor evlerden
Yapraklar gibi..
Aynada bir çift göz
Döküyor olanca zehrini
Kirleniyor gözlerim
İki dünya gibi..
Gidesim var
Kalasın yok...
Sevgiler
Poyraz
Bağlantı »
Konu: ..
ben.. susarım ..
dediğim olduğunda..anlatmaya çalışmaktan temelli vazgeçerim..
kendim..
dışardakilerden yeterince üzgün hırpalanmış..
kendimi bi de ben üzmem..
acaip ödüllendiririm ..
Bağlantı »
Konu: ...
onlarbenimputlarımmıştı
şimdiimanvakti
.
.
.
iyilikle ayşegül iyilikle
*
gül
Bağlantı »
Konu: düş/ikikent.com
..
annaaaaa...hala yok nu sojo
..
nerdesin yahu
Bağlantı »
Konu: TAVAN ARASININ TAVANANNASI.
-Ben geldim,eski Hitit kralı,Sha Nag bu İmuru(Herşeyi görmüş olan)
-Tavan arası burası benim özel yerim ama nasıl niçin hangi cüretle buraya gelebiliyorsunuz?Kim davet etti sizi?
-Hırçın ve güzel kraliçe,bilmiyorsunuz ki düşler dünyasında özel bir şey yoktur.Mülkiyet,yer çekimi güç ve herşey güneşin altında hatta ölüm bile.
-Alışkın değilim böyle ziyaretlere.Kendime bile katlanamıyorum en son aynayı kırmıştım.
-Hatırlıyorum ben o zaman aynanın arkasındaydım korkudan sinmiş ve sesimi bile çıkaramamıştım.
-Hah hah ha çok komik!..Niçin geldin yine?
-Gidiyormuşsunuz birkaç kelime söylemek isterdim.
-Niye mecbur musun?
-Bu gibi durumlarda adettendir,istenilmese bile dinlenilir.
-Ah bu adetler...Düş dünyasında da var demek neyse söyle bakalım.
-Olgunlaşıyorsun ya da fakrlılaşıyorsun diyelim.
-Yok ya siz olgunlaştınızda ne oldu?
-Biliyordum bunu soracağını,zor soru bu.Lahitime dönmem lazım vakit dar onun için kısaca yanıtlayacağım:Önce şunu söylemeliyim;her ayrılık bir kopuşma demektir.Acı verir ama ayrılmak istiyen bunu biliyordur bir yenileşme bir değişiklik için bunu yapar.Her değişimin sonunda bir farklılaşma ve bunların birikiminden doğan bir olgunlaşma söz konusudur.Kaçınılmaz bir yalnızlaşmadır bu.
-Ben hep yalnızdım zaten.
-Evet şimdi yalnızken nasıl kalabalık olunur onu öğreneceksin.
-Saçmalıyorsun duyulmayan bir çığlık ne işe yarar ki?
-Sokaklara,resimlere,heykellere efsanelere,düşlere şarkılara siner;onlar kavgacı dövüşken bir bağırtıdan daha çok kendine has naif ve burukturlar,sadece canlılara değil doğaya,evrene,geçmişe ve geleceğe özgü özsel bir yaratıdan söz ediyorum.İşiteceksin:Ölgün bir Janis sesi gibi...
-......
-Gitmeliyim
-Ayrılık mı bu gelmiyecek misin artık?
-Buna sen karar ver istersen gelebilirim tavan arasına.Ben ayrılık kararlarını hep geç verdiğim için geç olgunlaştım.Bak hala bu dünyayı bırakamadım.Hoşça kal Tavananna.
-Büyük balo salonu aydınlık ordan git güle güle...
Bağlantı »
Konu: Masal
Ya masallar olmasaydı?
Bağlantı »
Konu: x
"Daha yirmi dört saat
Hayati tehlikesi var diyor doktor
Durmadan morfin yapıyorlar
Kurtulsa da izi kalirmış
Yüreğini ezmiş aklının paletleri"
ve bir delinin günlüğüünde okuduğum bir cümle;
"Dogrusunu istersen seni iyi görmek, bir trene binip uzun yolculuklara çıkmak gibi."
çok güzel yorumlar yapılmış bense yorgun kelimelerimle geldim...
Turşusuyuna katılıyorum ama sen yine de bizi kelamsız ve de selamsız bırakma...
Aslında bu kapıdan dönüş ve bu sancılar zor ve acı olsa da burdan sevindirici adımlar gibi gözükuyor yoksa uykusuzluktan bulanık mı görüyorum beni bağışla...
Biri kulağıma fısıldıyor şuan;
düz yollarda değil, sarp yokuşlarda, dar geçitlerde çıkar söylemlerin iç dünyalarda yer edip etmediği... diye.
Montaigne'nin görme engelliler için doldurulmuş sesli kitabına kulak veriyorum buara Plenus diyor ki her insan kendisi için bir derstir. elverirki kendisini yakından tanıyabilsin. Montaigne de; Ruhum bir yerde durabilseydi kendimi denemekle kalmaz bir karara varırdım. Bence indsan ne olduğunu bilmekte dikkatli olmalıdır, diye ekliyor.
Ve Hakan Albayrak rövanş en sevdiğim frenkçe kelimedir der.
En güzeli de insanın içinde olanı sanırım...
Şuan laptopun klavyesi o kadar ısınmış ki, parmaklarım yanıyor acıyor maus kısmnına dokununca.. Şimdilik gitmeliyim...
Sevgiyle canım...
Bağlantı »
Konu: ....
Sana senden kalma bir ateşin
Külleriyle geldim,
Senden kalan son resmi
Güllerle kapladım da geldim
Seni en önce can bildim
Sana senli bitecek
cansız kelimeler biriktirdim....devamı sayfamda
Bağlantı »
Konu: !
1
2
3
kaç kapı açılıp
k
a
p
a
n
d
ı
1
2
3
kaç kes
çocuk olduk ve büyüdük.!
..
Bağlantı »
Konu: ....
niçin hep aynaya bakar kuleye hapsedilmiş zamanlarımız
kırık kehribar taşları gibi eskirken günler...
Bağlantı »
Konu: ½
uslu bir çocukmuşsun sen.
Uslu çocuk şimdi de öyle uslu mu yoksa açıldı gözü ?
Bağlantı »
Konu: PEKİ
peki hiç düşündün mü;
bu tavan arasında yaşaşan,
hep kapıdan geri dönen çocuklar
yüzünden
bu balolar hep tatsız tuzsuz mu kalacak
sonsuza kadar ?
Bağlantı »
Konu: .
Mükemmel.Şairane.İçten.Dürüst.Dört dörtlük.
Yüzleşmeyle çözülmeye başlar düğümler..Ve insanın kendi kendisiyle sohbeti ağızdaki acı tada rağmen tatlıdır.
Hayallerimizin,sevinçlerimizin enerjisini boğan düğümleri çözme zamanıymış demek ki.
Öyleyse..kapın açık olsun Sojo.
Sevgim seninle.
Düzenleyen lodoscu gün: Thursday saat: 23:58
Bağlantı »
Konu: düş
..
şiiistttt..
aloo
..
iki gün kontrol edemedim diye ne bu hüzzam faslı
..
gelirsem yerim oraya seni..
..
çabuk yanıma gel bakiim sen
Bağlantı »
Konu: "YOLUMU YİTİRDİM BABA"
Akşamleyin kızım pencereden arkadaşlarının sesini duydu.
Elindeki feneri peçesinin arkasında tutarak ürkekçe indi basamaklardan.
Yanmış yıldızlarıyla o Mart gecesinde balkonda otururken çığlığını duydum onun,
koşarak yanına gittim.
Karanlık merdivenlerde feneri sönmüştü.Sordum:"Niye bağırdın yavrum?"
Üzüntüyle yanıt verdi aşağıdan:"Yolumu yitirdim,baba."
Yanmış yıldızlarıyla o Mart gecesinde balkona döndüğüm zaman göğe baktım;
bir çocuk elindeki binlerce feneri peçesinin arkasına saklayarak yürüyormuş
gibi geldi bana.
Bir sönse fenerler,ansızın dururdu,gökten göğe yayılırdı çığlığı:"Yolumu yitirdim baba."
TAGORE
Bağlantı »
Konu: .....
sanırım iç ülkene seyahattesin
ki iyidir
ve aynı anda hüzünlüdür
doğduğun yerlere
çeyrek yüzyıl sonra gidiyormuş gibi hisseder insan kendini
kırık oyuncağından tutta
bi köşe başında düşmüş dizi kanarken bile görebilir o çocuk halini
işte o çocuğu susturmak lazım ama demi..
sonra az ilerde
belkide ilk gençliğinin ilk yarası
ve ilk göz yaşlarıyla bi karanlık köşede suskun karşılaşabilir kendiyle
onu ikna edip el ele aydınlığada çıkartmak fena olmaz
ve bi yerde yıkılıp ölmüş kendinide görebilirisin
hatta bi dolu yerinde görebilirisin bunu
ne var insan içinde bi dolu kez ölebilir
kiminde dudağının kenarında kan
kiminde gözlerini bile kapayamamıştır
işte dudağındaki kanı diğerinin gözlerini kapamak gerekebilir
insan iç ülkesinde her haliyle karşılaşabilir kendinin
bu seyahat uzun sürebilir
yorucu veya güzel gelebilir
ama illa ki dokunsundur kendine o yolculukta
bazen en ihtiyaç duyduğumuz kendimize biraz merhamettir : )
kolay gelsin sana
ve düşen adımların yumuşak olsun bu iç yolculuklarında ...
/ ne şimdi bu : )) ne lan bu yorumun hali : )))
sonunda banada böle yorum yazdırttın ya : ))
gıcıksın kızım sen evet çok gıcıksın hemde : )
elinin ayarı yok ki ,üst üste ağır doz
üst üste bu kıvam
buyur işte geldiğimiz hal bu
memnun musun : ))
gidip çabucak normal yazılara normal bildik yorumlarımı yapmalıyım
üzerime sinmemeli bu üslup aman allahım : )) /
Bağlantı »
Konu: Ölsem de gam yemem artık, bu yazıyı okudum ya...
Selam.. Okudum, bir daha, bir daha, bir daha.. Yorum yapmak istiyordum ama ellerim titriyordu korkuyordum -gerçekten-. Harika, mükemmel deyip geçiştirilemeyecek kadar etkileyici, derinlikli ve anlamlar sarmalı okundukça genişleyen büyüleyici bir yazı. Okuduğum en iyi şey. Ben böyle bir şey yazabilseydim on gün tuşlara elimi atmazdım. O kadar iyi ki, keşke blog aleminden küçük bir azınlık değil, milyonlarca insana ulaşabilse. Kelime öbeklerinin oluşturduğu cümlelerin altında bambaşka anlamlar ışıl ışıl parlıyor, ışıklı geçitler, geniş ferah yollar görüyorum.. Yüzlerce ayna tutulsa yüzlerce farklı yansıma ve anlamlara ayrılabilecek bir zenginlik. Zirve yaptın bence, artık hiçbir şey yazmasan bile bu bize yeter. Ama sen yine de devam et.
Yorum birşeye benzemedi ama şimdilik elimden gelen bu. Burdan beslenip yeni fikirlerle belki yine saçmalarım arada...
Dip Not: Belki inanmayacaksınız ama ben de bisiklete binmeyi hiç öğrenemedim.
Düzenleyen tursusuyu gün: Wednesday saat: 15:29
Bağlantı »
Konu: mükemmelsin
O kapının nerede olduğunu biliyoruz, sadece tek başımıza açmaya cesaretimiz yok. açtığımızda aynanın diğer tarafına geçmiş olucaz ve bunun için olucaklara şahitler bulmalı, elimizi tutturmalıyız. o zaman tavanarasına sıkışıp kaldığını sanan ruhta belki özgürlüğüne kavuşur. ve şahit kulağına fısıldar "dans iç güdüseldir, bilmesende olur."
Bağlantı »