cok gezgin, hayli bezgin, biraz gergin...

Hiçbir derdim yok hayatın kendisiyle, ben aslında bu yaşam formuna gıcığım..

pembeden..eflatuna

Perşembe

 

yarın oldu..

bugün dostlar alışverişte gördüler beni yine...

bugünü de kurtardık...

ortalığı topladık... ortalarda dolaştık...

bir sürü göz.. kol.. kelam.. bir sürü ağız...

sahnede ezbere replikler...

yorgunum..

en az su anda gözgöze bakıştığım kızkulesi kadar nazlanmak isterdim...

yapamadım...

dinliyor oldugum günesli pazartesilerin akordion sesi zerafetinde bir çığlık atmak istedim...

atamadım...

niye bu kadar yarım, bu kadar eksik kaldım...

anlamadım...

 

bu gece pusuda...

birileri sondürmüş bütün yıldızları...

uzanıp yakmak istedim...

yapamadım...

 

gidemedim... kalamadım...

sıkıştım...

ağlamak istedim...

ağlayamadım...

yasak mıydı? kim yasakladı?

 

kim aldı anlamlarımı?

nereye sakladı?

bulamadım...

 

yine böyle bir yagmurlu gecede...

ilk nisan yağmurunun yağdığı gece...

 

yazmıştım...

 

I.

Sehir iliklerine kadar ıslanır gecede

Bir masal defalarca kendini tekrar eder

 

II.

Tek saniyede kaybedersin aşkı ve kaybettirirsin aşka

Hançerlenmemiş bir yer ararsın ıslak bedeninde

Kıyamazsın uyandırmaya

Uzanırsın yatağa gözlerini kapatırsın

Gözkapakların aynası olur silüetinin

 

III.

Sus pus akıp giderken zaman

Olmuş ve olabilecek en çaresiz zaman kırıntısı arasında

Sıkışıp kalırsın

 

IV.

Izi düşmüştür uyandığın gri yağmurlu sabaha

Gözbebeklerinde yakamozlar ararsın

Bulamazsın

 

V.

Hoşçakal diyebilirsin sadece

Hoşçakal ve iyi bak kendine

 

VI.

Kelebekleri yaşatamazsın